Kabak Taşıyan Genç Kızın Hikâyesi

Sakıp Sabancı Müzesi
4 min readDec 9, 2023

Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu’nda yer alan Kabak Taşıyan Genç Kız (Fior di Bosco) isimli tablo, İtalyan ressam Fausto Zonaro tarafından 1889 yılında, İstanbul’a gelişinden iki yıl önce yapılmıştır. İtalya’dan İstanbul’a getirdiği eserler arasında yer alan tabloya konu olan genç kızın, bir tanıdığı olduğu düşünülmektedir. Eserin orijinal İtalyanca ismi değerlendirildiğinde, ressamın başka tablo ve eskizlerinde de karşımıza çıkan genç kızın, “orman çiçeği” ya da “yaban çiçeği” anlamına gelen takma ismi ile, tablonun ismine ilham vermiş olması mümkündür.

Fausto Zonaro, “Kabak Taşıyan Genç Kız”, 1889, tuval üzerine yağlıboya. Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu.
Fausto Zonaro, “Kabak Taşıyan Genç Kız”, 1889, tuval üzerine yağlıboya. Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu.

Kabak Taşıyan Genç Kız, konusu ve üslubu itibariyle 18. yüzyılda sanatta etkisi giderek artan Klasik Antik Çağ’a olan ilginin ve 19. yüzyılın sonunda yaygınlaşan Sembolizm akımının izlerini taşır. Bu bakımdan, tablolarında sıklıkla antik Yunan ve Roma temalarını işleyen, doğa içinde bu dönemden kıyafetler giyen, genç ve güzel kadınları betimleyen İngiliz John William Waterhouse ve Hollanda asıllı Lawrence Alma-Tadema’nın eserlerini andırır.

1854’te Avusturya-Macaristan’ın idaresi altında bulunan Padova’nın Masi kasabasında doğan Zonaro, yoksul bir ailede yetişmiştir. Çocukluk yıllarında babasına inşaat işlerinde çıraklık etmiş; kaideler, yapay mermerler ve çizgi süsler üzerinde çalışarak erken yaşta boya hazırlamayı ve renk elde etmeyi öğrenmiştir. Sanat hayatında ilerlemesinde, 1868’de babasının işi dolayısıyla Legnago’da tanıştığı Veronalı ressam ve dekoratörlerin tecrübelerinden faydalanması etkili olmuştur. Fresko tekniğini öğrenerek oda süsleme işleri ile uğraşmıştır.

Sanat eğitiminin ilk basamağı olarak, Lendinara kentindeki bir teknik okulda desen eğitimi almış; sonra gönüllü burslarla Verona’da Accademia Cignaroli’ye girip, usta ressam Napoleone Nani’nin atölyesinde yağlıboya tekniğini geliştirmiştir. Eğitiminin ardından, Venedik’te başlayan resim çalışmalarına Napoli’de devam etmiş, takdir edilen bir sanatçı konumuna yükselmiştir. 1883’te Roma’da ve Milano’da, 1884’te Napoli’de, 1887’de Venedik’te bir sergi açtıktan sonra, bir sene boyunca kalacağı Paris’e 1888’de yerleşmiş, empresyonist ressamları tanıma şansı bularak sanatına katkı sağlamış, 1889’da açtığı sergiyle büyük yankı uyandırmıştır. Aynı yıl taşındığı Roma’da, Güzel Sanatlar Akademisi’nde (Accademia di Belle Arti) resim öğretmeni olarak çalışmıştır.

1896’da Sultan II. Abdülhamid’in sarayına “Ressam-ı Hazret-i Şehriyârî” unvanıyla baş ressam olarak atanan Zonaro’yu, oryantal cazibenin bir sembolüne dönüşen İstanbul’a gitmeye teşvik eden kişi, eşi Elisa (Elisabette Pante) olmuştur. Zonaro’nun aradığı şöhrete burada kavuşabileceğine inanan Elisa, İstanbul’a eşinden önce gitmiş, resim ve İtalyanca dersleri vererek burada bir çevre edinmiş, Paris’te öğrendiği fotoğraf teknikleriyle Zonaro’yu Osmanlı’ya tanıtmıştır. Elisa’nın ön araştırmasına ek olarak; Pierre Loti, Théophile Gautier ve Edmando de Amicis’in İstanbul’la ilgili hatıraların da cazibesine kapılan Zonaro, İtalya’daki maddi sıkıntılarının ardından İstanbul’da refaha ulaşabileceğine inanarak, 1891’de İstanbul’a ayak basmıştır.

Zamanla İstanbul’da önemli bir yer edinen ressam, Rus Büyükelçisi Nelidov’un tavsiyesi ve saray teşrifatçısı Münir Paşa’nın aracılığıyla takdim edildiği padişahın takdirini kazanarak, Luigi Acquarone’nin ölümüyle boşalan saray ressamlığı görevine tayin edilmiş, görevini on dört yıl boyunca, II. Abdülhamid’in saraydan indirilmesine dek sürdürmüştür.

1898’de Akaretler’de kendisine tahsis edilen atölyesinde Türk resim sanatının önemli isimlerinden Celâl Esad [Arseven] ve Mihri [Müşfik] Hanım’ın aralarında bulunduğu öğrencilere özel ders veren Fausto Zonaro; akademik bir resim eğitimi almadıysa da, sarayda resim sanatına verilen önemin etkisinde yetişen Abdülmecid Efendi’nin de resim hocası olmuş, onunla dostluk kurmuştur. Abdülmecid Efendi, Sultan Abdülaziz’in baş ressamı Stanisław Chlebowski’den ve Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nin hocaları Osman Hamdi Bey ile Salvatore Valeri’den de resim dersleri almıştır.

Abdülmecid Efendi, Fausto Zonaro’nun Akaretler Sıra Evleri’nin merkezinde, bugün halen ayakta duran binadaki atölyesini sık sık ziyaret etmiştir. İkilinin birbirlerine tablo hediye edecek kadar yakınlaştıkları bilinse de; Kabak Taşıyan Genç Kız isimli tablo, 20 Ekim 1908’de, Abdülmecid Efendi’ye, aynı konuyu yeniden çalışmaması şartıyla, zamanının yüksek bir bedeli sayılan 200 liraya satılmıştır. Elisa Zonaro, bu bedelin 10 lirasını zarfı getiren kişiye bahşiş olarak verdiklerini kaydetmiştir.

Zonaro’nun Bağlarbaşı’ndaki köşkte Abdülmecid Efendi’nin bir portresi üzerinde de çalıştığı bilinmektedir. Abdülmecid Efendi de bir ziyaretinde Zonaro’nun II. Meşrutiyet’in ilanını kutlayan Hürriyet tablosunun ilk etütlerini görmüş, beğenmiş ve tabloyu yağlıboya olarak çalışmaya başladığında yine gelmek ve son halini görmek istediğini belirtmiştir. II. Abdülhamid’in yönetimi boyunca süren esaretinden Jön Türk ihtilaliyle kurtulduğu değerlendirilirse, şehzadenin çalışmaya olan ilgisi hayli anlamlıdır.

Gençlik yıllarından itibaren Paris’te ikamet etse de İstanbul doğumlu olan ve sık sık Osmanlı’ya gelip giden; resim, müzik, tiyatro konuları yoğunlukta olmak üzere makale ve kitaplar yayımlayan, Türk resim sanatının doğuşuna tanıklık eden yazar Adolphe Thalasso, L’Art et les Artistes başlıklı yayının sekizinci cildinde (1908–1909) konuyla ilgili önemli bir yorum yapmıştır. II. Meşrutiyet’in Türkiye’deki sanat yaşamının önünü açacağına inanan, hatta bunu bir nevi “Rönesans” addeden yazar; bu tablonun, sarayın baş ressamının dilediğince resim yapabildiğini gösterdiğini vurgulayarak, “saraydan birisinin” — Abdülmecid Efendi’yi kastetmiştir — bizzat bu tablonun ortaya çıkışında hazır bulunmasını umutla karşılamış, “geleceğin” Osmanlı sanatçılarına açıldığını yazmıştır.

Abdülmecid Efendi, Kabak Taşıyan Genç Kız isimli tabloyu satın almasının ardından, 21 Ocak 1909’da, Zonaro’nun atölyesine gerçekleştirdiği iki saatlik bir ziyaretin ardından, Rüya Gören Kız (La Sognatrice) isimli bir tablosunu da beğenmiş ve daha sonra 40 lira göndererek aldırmıştır. Günümüzde Kabak Taşıyan Genç Kız Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu’nda, Rüya Gören Kız ise İstanbul Resim Heykel Müzesi Koleksiyonu’nda yer almaktadır. Öte yandan Hürriyet isimli çalışmanın yağlıboya tablosuna ulaşılamamaktadır. İstanbul’dan ayrılırken, deniz yolculuğu sırasında pek çok eserinin harap olduğu bilinmektedir.

--

--